Toprak ve Sonbahar

ELİF YAVAŞ
Toprak ve Sonbahar
 
Topraktan geldik yine toprağadır gidişimiz. Toprak; ölüm, sonbahar ve sararan yaprakları çağrıştır bazen. Sır gibidir toprak. Doğanı, öleni kucakladığı gibi gelenle gidene de kucak açar. Hayallerinize sarı giydirir sonbahar. Hicret vakti geldi toprakta, ömrü biteni mevsimine çağırmakta.
 
Cehaletin sevimsiz ellerinden kurtulup edebiyatın özgür ellerindeki ilim aşkına tutundu incecik parmak uçlarım. Leyla’sı oldu kalbimin kalemi, Mecnun oldu ellerimin hüznü. Kaptanı olmalı edebiyat deryasının. Herkes kendi düş gemisinin hazan mevsiminde gönül denizinin şiir kaptanı olmalı. Hüzün gemimiz üşüyen ellerimizden tutsun da edebiyat rıhtımına demir atalım. Mıhlanmamak uğruna şükrün ve sükûnun ümitleri uçuversin.
 
Eylül gelmiş… Bir sonbahar vakti şehri terk etmenin tam zamanıdır. Ömür mevsimi sararışta, yapraklar sarıya büründü. Sonbahar göç mevsimi, fikrî kararlarımın güç mevsimi. Kalkın gidelim sonbaharda! Ekim girmeden kundaklamalı eylülü. Saralım geceyi, dolunayı kucaklamanın vakti. Şaşaasız, şatafatsız dünyalardan uzaklaşıp ilkbahara göç etmeli. Ismarlanmadık düşleri kaparak fırsatları yakalamalı.
 
Vedalaşırken el sallamalı kış mevsimine, sonbahar öksüz kalmasın diye. Yalnızlık çayı hasret şekeriyle karışmalı, sonbahar deminde içmeli sımsıcak. Yarım kalmış hikâyeler bir ısırımlık doğada, bir tadımlık baharda yeşersin. Yalnız sokakların şairi olmalı toprakta. Toprak ve sonbahar…
 
Ölü püskürür toprak, tarih kokar yer ve gök. Sonbahar gülüşünde saklanır toprak ve ömrün baharını arar yağmur. Yağmur yüklü bulutlar hüzün depolar şiir susayan kalplere. Ellerim ki sonbaharı anmakta, kendi ömür mevsiminin hülyasında yol almakta. Toprak ve sonbahar sevinciyle coşsun ömür pınarınız.
 
 

 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir