Güçlü Kadın

FERDA BOZ GÜNERİ Güçlü Kadın

FERDA BOZ GÜNERİ
Güçlü Kadın
 
Ben başarmanın adı
Ben masmavi gökyüzü
Ben renklerin tümünden süzülmüş
Eleğimsağma ışığı…
 
Su, ateş, hava
Toprak anayım…
Etle kemik arasına gizlenmiş
Bir kuğu kadar zarif
Elif gibi de inceyim…
 
Ben Anadolu’yum…
Bir yanım Hatice Ana
Diğer yanım Umay Ana…
Ben nur taşıyanım
Ben kalp yoldaşıyım
Ben gönül sultanıyım
 
Paha biçilmez, yüce bir kaftanım
Giydin mi bir daha
Üzerinden çıkartmaya kıyamadığın
İlahi rahmetin dokuduğu
Hilat kaftanıyım.
Ayaklarımın altına serilmiş cennetim;
Rahmettir bastığım her yerim…
 
Güçlü kadınım…
Kaybetmek mi? Bazen…
Koşmak mı? Alın yazısıyla yazılmış:
Durma, koş; koşma parkurundasın.
Seni izliyor herkes
Her gün, her yerde;
Alkışlar da hazır
Yargılar da.
 
Çık vişne ağacının ince dallarına
Olgunluktan ağırlaşmış
Koyu kan kırmızısı meyvelere uzan.
 
Kovaya düşsün ayın silüeti
At her birini
Gecenin kalbine.
 
Zayıf insanlar çıkarmış o dallara
Bir duvar üstünde olsan da
Merdiven dayayıp tırmansan da
Göğe yaklaşır mısın gerçekten
Kuşlar gibi uçmaya?
 
Yerden bakan akıl
“Düşersin” der.
Yürekten bakan ruhsa
“Kanatlanırsın.”
 
Kukla gibi hissediyorum;
Ellerimde ipler varmış da
Ben tutmuyormuşum gibi.
Nereye çekilirsem
Oraya giden bir yoldayım.
 
Dizleri hiç ağrımayan
“Ah” demeyen…
Ben artık o sözün içindeyim;
Ağrıdan değil
Ağırlıktan susuyorum.
 
Çok eğildim
Çok uyumlandım zamana.
Rüzgâr nereye eserse
Oraya bükülen bir vavım.
 
İpler etime değmedi belki
Ama ruhuma dolandı.
Ses etmedim…
Çünkü sesim de yoruldu.
 
Düşsem de
Canım yanmıyor artık;
Çünkü acı
Bir his olmaktan çıktı.
 
Kukla değilim belki
Ama adımlarım
Benden önce gidiyor.
 
Kar yağıyor yamaca;
Çıkana zor
İnene kolay.
 
Adımı cesur koydular:
“Güçlü kadın” dediler.
O günden beri
Güçlü olmaya mecburum artık.
 
Yoruldum desem olmaz
Üşüdüm desem eksik sayılır.
Çünkü güçlü kadın
Soğuğu hissetmez sanılır.
 
Kar içime yağıyor adeta
Kimse fark etmez.
Ben yürürüm yokuşlara
Adımın ağırlığıyla.
 
Güçlüyüm
Güçlüsün
Güçlüyüz;
Koro halinde
Pek çoğuz.
 
Her zaman “sen busun.”
Rolün hazırdı zaten:
“Hadi kolay gelsin.”
Ahlayıp vahlama sakın!
 
Bir an dur!
Kendine dön!
Şöyle bir bak:
Sen de, ben gibi misin?
 
Sana da
Üzerine biçilmiş
O kaftanı
Giydirdiler mi?
Yoksa “sen güçlüsün” mü dediler?
 
Omuzlarına tam oturuyor
Mutlu musun?
Yoksa için mi daralıyor
“Güçlüsün” dendiğinde?
 
Güçlü görünmekten
Yoruldun mu sen de?
Ama belli etmemeyi
Çoktan öğrendin mi?
 
Koro susarsa bir gün
Ne kalır geriye?
Kendi sesin mi?
Yoksa sana ezberletilen mi?
 
Belki de güç;
Başkalarının verdiği ad değil
Kendi adını
Sessizce geri alışındı.
 
Güçlü görünmek değil mesele
Artık sana ait olmayan yükü
Taşımamaktı.
 
Koro dağılır
Sesler susar…
Ama sen kalırsın…
Olduğun gibi.
 
Kırk yaşında insan solmaya
Pörsümeye başlar
Yıldızın yavaş yavaş söner
Geçmiş olsun
Şekerli menekşe
 
Kendine dön!
Sahip çık içindeki görülmeyen kadına.
Saygıyı başkalarından bekleme artık;
Önce
Sen ver kendine.
 
Çünkü insan
Kendine saygı duyduğu gün
Özgürleşirmiş…
 
 

Bir yorum

  1. Yalnızca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü değil her gün kadınlar için kutlu olsun 

    Mutluluk olsun 

    Asanatlar

BIR YORUM YAZIN

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir