blank

Hece Taşları Dergisinin 31. Sayısı

blankHece Şiirleriyle
Dolu Dolu
 
Hece Taşları
Dergisinin
31. Sayısı Çıktı
 
Tayyib Atmaca’nın Genel Yayın Yönetmenliğinde çıkan, yine hece şiirleriyle dolu dolu olan “Hece Taşları” şiir dergisinin 31. sayısındaki isimler:
 
Ahmet Efe, Berat Demirci, Yasin Mortaş , Nuri Peksöz, Birkan Akyüz, Mehmet Kurtoğlu, Nurullah Ulutaş, Elnur Aslanbeyli, Ömer Kaplan Kozanoğlu, Fahri Hoşab,  Ali Yaşar (Dostali,  Özcan Gülçin, Vahdettin Oktay Beyazlı, Seyit Kılıç, Süleyman Aydemir, Savaş Çakır, Mustafa Ökkeş Evren, Hayrettin Durmuş, Fazlı Bayram, İsmail Özmel, Harika Ufuk, Dr. Halil Atılgan, Mehmet Durmaz.
 
“Hece Taşları” dergisinin 31. sayısında yer alan Mehmet Kurtoğlu’nun  “Gibisin” şiirini ve Tayyib Atmaca’nın “Eylül” yazısını tadımlık olarak alıntıladık, aşağıda okuyabilirsiniz.
 
MEHMET KURTOĞLU
Gibisin
 
Kifayetsiz kalır bütün sözcükler
Yüreği kanatan şiir gibisin.
 
Denizi andıran engin gözünle
İçime sığmayan nehir gibisin.
 
Biricik ideal, varlık sebebim
Gönlümün devrimi; fikir gibisin.
 
Korkum, kaygım, aşkım, bütün meselem
Bilinmeyen denklem cebir gibisin.
 
Öyle afetsin ki, aklımı çaldın
Günahlara soyan münkir gibisin.
 
Serseri ruhumun huzur bulduğu
Kaçıp sığındığım şehir gibisin.
 
Sevdanla doludur bütün benliğim.
Hep vecde geldiğim zikir gibisin.
 
Uğruna ölümü göze aldığım.
Altın kâsedeki zehir gibisin.
 
TAYYİB ATMACA
Eylül
 
Her eylül bir hüzün tireni gelir, her hatıra bir vagona zor sığar, uzaklarda el salla­yan mendiller, pencerede buğulanan özlemler, rayların altında kalan hayeller, boyunları bükük düşkırıkları, savrulup uçuşan gam yaprakları, gözünde bir gözün derinlikleri, dudağında bir türkünün yanığı, kafesinde çırpınırken can kuşun, efil efil eser bir sarı rüzgâr, gözünü yumarsın kaybolmaz hüzün.
 
Her eylül bir güzün sireni gelir, doğan kuyruk yavaş yavaş emekler, önce kuşlar havalanır dallardan, sonra üşümeye başlar kavaklar, yaşlı ağaçlarda bir sızı başlar, her doğan gün ile eksilir ömür, toprak yeni tohumları kucaklar, börtü böcek kışlağına yürür­ler, yüce dağlar beyaz düşe yatarlar, pencereler uzaklara açılmaz, vuslat yine prangaya vurulur, hasretten hasrete eklenir günler.
 
Her eylül bir gözün baranı gelir, ürüzgâr savurur hatıraları, defter arasında gül yaprakları, kokusunu başkasına aldırmaz, dişi kurdun rüyası’nı okuyan, sarı özek boz­kırında yedigey, olursun kendinden haberin olmaz, yârin kaşlarından bir yay yaparsın, koyarsın sadağa kirpiklerini, nereye atarsan bir kavis çizer, deler geçer yağmur bulutla­rını, içinden dışına sağanak başlar, ıslanırsın uslanmazsın bir türlü.
 
Her eylül bir sözün dereni gelir, sen yeter ki umudunu yitirme, gözünü gözüne değdirdiğinde, uçar bulutların dağlara doğru, ne için dışına bir yol gösterir, ne dışın içi­ne girip kaybolur, kanında dolaşır yılkı atları, ayakların sek sek oynar toprakta, hayat ağacında çiçekler açar, sözün polenleri peteğe dolar, aklın havalanır bir yere konmaz, üstündeki mavi gökten habersiz.
 
 
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir