Âşık Yaşar Reyhani’nin “Gidirem” Türküsüne Dair

MEHMET TOYGAR ÖZDEMİR Âşık Yaşar Reyhani’nin “Gidirem” Türküsüne Dair

MEHMET TOYGAR ÖZDEMİR
Âşık Yaşar Reyhani’nin “Gidirem” Türküsüne Dair
 
Öz canımdan çok sevdiğim Erzurum
Çaresiz dişimi sıktım gidirem
Gafillerden darbe yedi gururum
Çaresiz dişimi sıktım gidirem
 
Selam olsun ecdat ile abaya
Abdurrahman Gazi Habip Baba’ya
Tuz ektiler çalıştığım çabaya
Kaderime boyun büktüm gidirem
 
Benim canım feda idi bin cana
Bin can az derlerse iki bin cana
Kırk senelik gözyaşımı fincana
Kattım Karasu’ya aktım gidirem
 
Kırılmış sazımı astım tavana
Çevirdim yönümü döndüm divana
Gurbet kelepçedir yurdu sevene
Bilerek koluma taktım gidirem
 
Nazar ettim solu ile sağına
Sanki matem düşmüş yâr otağına
Seyreyledim Palandöken Dağı’na
Üç kez geri döndüm baktım gidirem
 
Yel devirsin sebeplerin kökünü
Sırtıma verdiler sitem yükünü
Kırk senedir beklediğim ekini
Harmana dökmeden yaktım gidirem
 
Alnımız apaçık yüzüm karasız
Buna rağmen kuyladılar yarasız
Tambura Köyü’nden Emrah çaresiz
Ben de Erzurum’dan çektim gidirem
 
Reyhani’yim aşk ateşim dinmedi
İftira darbesi cana sinmedi
Zeynel Horasan’a gitti dönmedi
Bu da benim kara bahtım gidirem
 
Âşık Reyhani
 
Âşık Yaşar Reyhani’nin “Gidirem” şiiri, bireysel ayrılığı anlatsa da aynı zamanda kolektif belleğin izlerini taşıyan bir içsel kırılmanın da ifadesidir. Bu şiir, Erzurum’un taşına toprağına sinmiş bir vedadır; ozanın doğup büyüdüğü, kimliğini yoğuran memleketine yönelttiği bir ağıttır. Ayrılış; sürüne sürüne, gözleri arkada kalarak, ayakları geri geri giderek yaşanan bir kopuştur. Kırgınlığından güç alan bir ozanın iç sesi, bu dizelerde yankılanmaktadır.
 
Öz canımdan çok sevdiğim Erzurum 
Çaresiz dişimi sıktım gidirem
 
Bu dize, Erzurum’un bir şehir olmasının ötesinde bir kimlik, bir aidiyet, bir geçmiş olduğunu göstermektedir. “Dişimi sıktım” ifadesi, bastırılmış acının ve sabrın sembolüdür. Ayrılık, kaderin zorunlu bir hükmü gibi yaşanıyor. “Kırılmış sazımı astım tavana” dizesi ise ozanın susturduğu sesi, kendi anlatısını işaret etmektedir. Saz tavana asıldığında söz de susar, hikâye de biter.
 
Türkünün merkezinde Erzurum vardır; ama burada Erzurum bir varoluşun simgesidir. Reyhani, “Öz canımdan çok sevdiğim Erzurum” derken kendini bu şehre gömmüştür. Ayrılık, mekânla sınırlı olmadığı gibi aynı zamanda varoluşsal bir kırılmadır. “Gafillerden darbe yedi gururum” dizesi, bu kırılmanın sebebini açık bir şekilde ortaya koyar. Dışlanma, anlaşılmama, toplumun gözünde taşınamaz hâle gelir.
 
Gurbet kelepçedir yurdu sevene
Bilerek koluma taktım gidirem
 
Burada gurbet, halk şiirinde sıkça rastlanan bir ayrılık motifidir. Ancak Reyhani’nin yorumu farklıdır burada. Gurbet bir kelepçedir, yani fiziksel olduğu kadar da ruhsal bir mahkûmiyettir. Onu koluna bilerek takması, kaderin zorunluluğu ötesinde bilinçli bir seçimdir. Kişi, acıyı bilerek seçer, yolculuğa kendi iradesiyle çıkar.
 
Kırk senedir beklediğim ekini
Harmana dökmeden yaktım gidirem
 
Bu dizeler, umutların ve emeğin boşa çıkışını dile getirir. “Ekin” hem somut bir ürün hem de metaforik bir anlatıdır. Gelmeyen hasat, karşılıksız kalan emek, kişinin kendi benliğiyle yüzleşmesidir. Umut tükenmiştir ama yolculuk yine de devam eder.
 
Reyhani’yim aşk ateşim dinmedi
İftira darbesi cana sinmedi
 
Burada “aşk ateşi”; ilham, enerji, yaratıcı güçtür. “İftira darbesi” ise saldırıdır. Ozan bu darbeyi kabullenmez, en azından kabullenmekte zorlanır. Bu, kişinin kendini koruma çabasıdır; içsel direnişin göstergesidir.
 
Sonuçta “Gidirem” şiiri, bir içsel yolculuğun şiiridir. Aidiyet, kırılma, suskunluk ve direniş motifleriyle örülmüş bir metindir. Kişinin ruhsal dönüşümü anlatılır. Reyhani’nin gidişi kaçıştan çok bir yüzleşmedir. Erzurum’dan değil, hayalinden, sesinden, beklediği ekinden ayrılır. Bu, halk şiirinde pek rastlanmayan bir içsel hesaplaşmadır; bireyin kendi benliğiyle, kendi kırılganlığıyla yaptığı derin bir konuşmadır.
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir