blank

Kimliksizlik Çağı

AYDIN UZKAN Kimliksizlik Çağı

AYDIN UZKAN
Kimliksizlik Çağı
 
Kimlik değirmeninin onca çabaya rağmen sürekli boşa döndürüldüğü evrensel kimliksizlik çağındayız. Her şeyin birbiriyle iç içe girdiği, her şeyin aynılaştığı bu çağda, kimlik sahibi olmak ta ayrı bir mücadele alanı.
 
“Ben kimim” sorusuna verilen yanıt insanın kimliğidir. Bu cevap onun varlığının en elzem sonucudur. Oysaki günümüzün “birey kimliği”, tüm toplumun ortak özelliklerinin harman olduğu bir hale geldi. Bireylerin beslendikleri televizyon, internet ve diğer medya araçları kaynakların benzer ya da aynı oluşu buna zemin hazırladı.
 
Fertler “kimlik” sahibi bireyler yerine, kimliksiz bir yapıya dönüşmeye başladı. Taklit toplumu haline gelen güruh, standartlaşmış hayat kodları şırınga edilen bireyler oluverdi.
 
Gerçek kimlikler, ucuz ve sahte kimlikleri ortaya çıkardı.  Aidiyet ihtiyacı sahte kimliklerle tatmin edilmeye çalışıldı. Kendi ana dilinde konuşup, mensup olduğu milletten nefret eder hale geldi bireyler. Yerli olandan iğrenip, ithal olana sevgi beslemek alkışlandı.
 
Birey, kitlenin kurbanı haline geldi. Oysaki, birey ya da toplumun ontolojik aidiyetini, onu belirleyen ruh iklimini ifade eder. "Kimlik bize birilerinin taktığı bir rozet veya madalya değildir. O fıtrî bir mensubiyetin ifadesidir. İnsanoğlu yaratılışından bu yana, varlığını anlamlandırmak için bir şeye, kendisinden ve her şeyden daha büyük olan ve her şeye gücü yeten bir şeye ait olma ihtiyacı hissetmiştir. Ancak modern yaşam tarzı pek çok kavramın içini boşalttığı için mensubiyetimiz ve kimliğimiz de bir kaymaya uğradı. Bir ailemiz, bir şehrimiz, bir milletimiz, bir devletimiz, bir ülkemiz, bir medeniyetimiz, bir dinimiz, bir mesleğimiz var; ama biz bu saydıklarımıza ait miyiz? Veya bunlar ne kadar bizim kimliğimizi oluşturuyor?" (1)
 
Maalesef ki tüm bu sorulara, alnımızın akıyla verecek net cevaplarımız yok. Herkes herkese çok yakın ama herkes herkese daha yabancı. Kimliksizlerin yaptığı her eylem, ortaya koydukları her ürün, çok yüzlü bir Matruşka oyuncağı.  
 
Kimliksizlik çağında, her sabah ayrı bir hikâye kurgulanıyor Ayrı hikayeler anlatılıyor herkese. Aynadaki yüz her akşam bir başka makyajla maskeleniyor. Hayatın ağırlığı ve tatminsizlikler, içlerdeki özü hep depreştiriyor.  Asıl ve kopya hep çarpışıp duruyor zihinlerde. Her çarpışmada yıkılıp, mutsuz oluyor ve bunalıma düşüyor insan.  İç dinamiklerine sağırlaşıp, uyuşarak akıp gidiyor zaman nehrinin içinde.
 
Bu durum bireysel pasiflikle ele ele veren, “küresel egemen güçlerin” perde arkasındaki başarılı politikalarının da bir sonucu.
 
Şu anki haliyle, her şeyi kendi asli değerinde tutarak bütünleştirecek, öz’e kimlik kazandıracak sihirli bir formüle erişmek pek mümkün görünmüyor. Hatta kaybedilen özün, bir zaman sonra” Google’de “bile bulunamayacağı aşikârdır.
__________________________________________
1) dergipark.org.tr / Yrd. Doç. Dr. Levent Bilgi
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir