FERDA BOZ GÜNERİ
Benim Hayatım Bir Roman
Hani derler ya benim hayatım bir roman
Aynen öyle geçti bunca yolculuk zaman
Nereden başlayıp anlatılsa onca yaşanan
“Kaderi kalemle yazan, hayat diye sunan”
Ah, benim hayatım hep roman…
Gençlik, deli bir rüzgâr kabına sığmayan
Enginlere koşan, durulmayan
Dizgin tutmaz bir tay, kibrit alevi gibi yanan
Çabuk geçmeyecek sanılan zaman…
Bir durakta beklerken geçen ömürden
Bir bakışta değişen nice dengeden
Kimi sözler var içe gömülen derinden
Kimi yaralar görünmez hiçbir yerden…
Kalabalıklar içinde tek başına kalan
Bir eksik sandalye her sofrada duran
Ne anlatılsa eksik ne susulsa tamam
Benim hayatım yaşanmış bir roman…
Hayatının son demlerine varan insan
Geriye döner, bakar hayıflanır
Ne vardı elde avuçta kalan?
Bir avuç anı, birkaç kırık hatıradan…
Biriktirdiği kalacak sandı ömrü boyunca
Dağılır esen rüzgârda usulca
Geriye kalır bir çocuk sesi
Bir kapı aralığı, bir eski hatıradan…
Koşuşturulan yıllar susar birden
En çok ertelenenler geçer göz önünden
“Sonra” denilen ne varsa yarım kalır
Yıllar, hesabını sorar derinden…
Bir bakarsın kalabalıklar çekilmiş
Adın bile yavaş yavaş silinmiş
Ama bir gülüş, bir iyilik, bir iz
Sessizce bir yerde filiz vermiş…
Yine de kopmamalı hayattan
İnsanlara dokunmalı
Ne varsa içinde
Sevinç de hüzün de
Bir türkü gibi dökülsün dilinde…
Bir yaraya merhem
Bir yalnızlığa ses
Bazen bir ağıt olsan
Bazen bir uzun hava
Bazen eş, bazen ebeveyn
Bazenlerle uzayan hayat
Hep içinde yaşayan sen!
Benim hayatım bir roman der her insan
Ama oyuncu sen, okuyanı kısıtlı…
Sayfalar kapanırken anlar hakikati:
En uzun roman bile bir “an”
En önemlisi de yaşadığın şu “an” …
Asanatlar "şiirden sinemaya" 
