Usta Yazar Vedat Türkali Vefat Etti

Vedat-TürkaliÜnlü
“Bekle Bizi İstanbul” 
şarkısının
“İstanbul” şiirinin
şairi, usta yazar
Vedat Türkali
vefat etti.
 
Rahatsızlığı nedeniyle 27 Ağustos cumartesi günü Yalova Devlet Hastanesine kaldırılan 97 yaşındaki edebiyat çınarı Vedat Türkali bu sabah hayatını kaybetti.
 
Türkali’nin doktoru Özgür Akın Oto, ünlü yazarın cumartesi günü hastanede tedavi altına alındığını belirterek, "İdrar yollarında enfeksiyon vardı.  Böbrek yetmezliği rahatsızlığı da devam ediyordu. Bu sabah çoklu organ yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi" dedi.
 
Sanat dünyasının başı sağolsun.
 
Vedat Türkali ; 13 Mayıs 1919’da Samsun’da doğdu. Liseyi Samsun Lisesi’nde okuduktan sonra 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Aynı yıl eşi Merih Pirhasan’la evlendi. Maltepe Askeri Lisesi ve Kuleli Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra 1951’de tutuklandı. 9 yıl ceza aldı. 7 yıllık cezaevi hayatının ardından şartlı olarak serbest kaldı.
 
Vedat-Türkali-Bir-Gün-Tek-Başıına-kapakRıfat Ilgaz ile Gar Yayınlarını kurdu. 1960’ta Dolandırıcılar Şahı ile senaristliğe başladı. 1965’te Karanlıkta Uyananlar filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü kazandı. Bir Gün Tek Başına, Mavi Karanlık, Tek Kişilik Ölüm, Güven, Yeşilçam Dedikleri Türkiye, Kayıp Romanlar, Yalancı Tanıklar Kahvesi, Bitti Bitti Bitmedi gibi romanlara imza attı.
 
1974’te Milliyet Yayınları Roman Yarışması’nda birincilik ödülünü, 1976’da Orhan Kemal Roman Armağanını kazandı. 2016’da Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü’ne layık görüldü
 
Vedat Türkali'nin gerçek adı Abdülkadir Pirhasan'dır. Vedat Türkali, Abdülkadir Pirhasan adıyla yazdığı senaryolar 60'lı yıllarda sansür kurulundan geçmeyince yönetmen arkadaşı Atıf Yılmaz O'na bir tavsiyede bulunur.
 
Yılmaz, içinde Türk kavramı içeren bir takma ad kullanmasını ve senaryoları bu isimle sansür kuruluna yollamayı önerir. Abdülkadir Pirhasan Vedat Türkali adını alır ve senaryoları bu isimle sansür kurulundan geçer.
 
Vedat Türkali'nin iki çocuğu vardır: Tiyatrocu Deniz Türkali (Pirhasan) ve yönetmen, şair Barış Pirhasan
 
.”İstanbul” şiiri ve ”Bekle Bizi İstanbul” şarkısı
 
Vedat Türkali’nin “Bir Gün Tek Başına” adlı romanının 535. sayfasında yer alan kendi başına bir efsane olan romana özel bir anlam yükleyen bir şiir. Özgün ismi “İstanbul” olan şiir  Onur Akın’ın içinde yer aldığı Grup Baran ve Edip Akbayram tarafından “Bekle bizi İstanbul" adıyla şarkı olarak söylendi. 
 

Bu şiiri aslında Vedat Türkali eşi Merih Pirhasan için yazmış.
O sıralar Nevşehir’de edebiyat öğretmenliği yapan Vedat Türkali’nin, kızı Deniz Türkali’ye hamile olan eşi İstanbul’a gelir.
Eşi doğum yapar. Fakat Vedat Türkali izin alıp İstanbul'a gelememektedir. Ayrıca yeni doğan çocuğunu ve eşini görememektedir. 
Bu hasretin sonunda Vedat Türkali yıllarca “Bekle Bizi İstanbul” şarkısı olarak kimsenin dilinden düşürmediği bu “İstanbul” şiirini yazar.
Şiirde hem İstanbul'a hem eşine hem de yeni doğan çocuğuna olan özlemini anlatır.
 
Şiirin bir bölümü şarkı olarak bestelendiği için sadece şarkıdaki kadar sanılan şiirin tamamı:
 
VEDAT TÜRKALİ
İstanbul 
 
Salkım salkım tan yelleri estiğinde 
Mavi patiskaları yırtan gemilerinle 
Uzaktan seni düşünürüm İstanbul 
Binbir direkli Haliç'inde akşam 
Adalar'ında bahar 
Süleymaniye’nde güneş 
Hey sen güzelsin kavgamızın şehri
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde 
Bakışlarımda akşam karanlığın 
Kulaklarımda sesin İstanbul
 
Ve uzaklardan 
Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde 
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul
 
Plajlarında karaborsacılar 
Yağlı gövdelerini kuma sermiştir. 
Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında 
Balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın 
Meyvesini birlikte devşirirler 
Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul
 
Et tereyağı şeker 
Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde 
Yumurta masalıyla büyütülür çocukların 
Hürriyet yok 
Ekmek yok 
Hak yok 
Kolların ardından bağlandı 
Kesildi yolbaşların 
Haramilerin gayrısına yaşamak yok
 
Almış dizginleri eline 
Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası 
Onların kemik yalayan dostları 
Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi 
Ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel 
Ve sen  
Ve sen haktan bahseden Ortaköy’ün Cibali’nin işçisi 
Seni öldürürler 
Seni sürerler 
Buhranlar senin sırtından geçiştirilir 
İpek şiltelerin ıstakozların 
Ve ahmak selameti için 
Hakkında idam hükümleri verilir
 
Haktan bahseden namuslu insanları 
Yağmurlu bir mart akşamı topladılar 
Karanlık mahzenlerinde şehrin 
Cellatlara gün doğdu 
Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır 
Bir kalem yazın vardır 
Dudaklarını yakan bir çift sözün vardır 
Söylenmez
 
Haramiler kesmiş sokak başlarını 
Polisin kırbacı cellâdın ipi spikerin çenesi baskı makinesi 
Haramilerin elinde 
Ve mahzenlerinde insanlar bekler 
Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer 
Bebeklerin hasreti içlerinde gömülü 
Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde
 
Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul 
Bulutların ardında damla damla sesler 
Gülen çehreleri ve cesaretleriyle 
Arkadaşlar çıktı karşıma 
Dindi şakalarımın ağrısı
 
Bir kadın yoldaş tanırdım 
Bir kardeş karısı 
Hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları 
Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi 
Cellâtlara emir verildiği gün haramilerin sarayında 
Gebeliğin dokuzuncu ayında 
Aç kurtların varoşlara saldırdığı 
Tipili bir gece yarısı 
Sırtında çok uzak bir köyden indirdi 
Otuzbeş kiloluk sırrımızı 
Zafer kanlı zafer kıpkırmızı
 
Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul 
Bekle bizi 
Büyük ve sakin Süleymaniye’nle bekle 
Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla 
Mavi denizlerine yaslanmış 
Beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle 
Ve bir kuruşa Yenihayat satan 
Tophane'nin karanlık sokaklarında 
Koyunkoyuna yatan 
Kirli çocuklarınla bekle bizi 
Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi 
Bekle dinamiti tarihin 
Bekle yumruklarımız 
Haramilerin saltanatını yıksın 
Bekle o günler gelsin İstanbul bekle 
Sen bize layıksın 

 
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir