blank

Mehmed Akif Ersoy’u Anma Haftası

Mehmed Akif Ersoy’u Anma Haftası20-27 Aralık
 
Şair ve Mütefekkir
Mehmed Akif Ersoy’u
Anma Haftası
 
Bağımsızlık mücadelesinin simgesi İstiklal Marşı'nın yazarı, şair ve mütefekkir Mehmed Akif Ersoy 20-27 Aralık Mehmed Akif Ersoy'u Anma Haftası kapsamında düzenlenen çeşitli etkinliklerle anılıyor
 
Mehmed Akif Ersoy’u Anma HaftasıCumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında 2018 Yılı Vefa Ödülü’ne layık görülen Ersoy'un, 20 Aralık doğum günü, 27 Aralık vefat günü olmasından dolayı her iki günü de kapsayacak bir hafta boyunca vatan şairinin anılması hedeflenmişti.
 
Bu kapsamda, İçişleri, Milli Eğitim ile Kültür ve Turizm Bakanlıklarının 2019'da müştereken çıkardığı yönetmelikle 20-27 Aralık, "Mehmed Akif Ersoy'u Anma Haftası" ilan edildi.
 
Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı Mehmed Akif Ersoy Araştırmaları Merkezi Başkanı Mehmet Doğan, hafta dolayısıyla yaptığı açıklamada, Ersoy'un yaşadığı zaman diliminin, Batı emperyalizminin dünyanın büyük bir bölümünü ve bilhassa İslam ülkelerini sömürgeleştirdiği bir devir olduğunu belirtti.
 
Mehmed Akif Ersoy’u Anma HaftasıDoğan, Ersoy'un yaşadığı dönemdeki asıl derdinin Müslüman kimliğini koruyarak var olabilmek olduğunu söyledi:
 
"Akif'in Safahat'ı elbette şiir kitabıdır. Fakat şiirle fikir her zaman iç içedir. Şiirleri imanın, düşüncenin emrinde, vatanın, milletin geleceğini aydın kılma doğrultusundadır. Bu yüzden sanatı hayatla iç içedir. 20'nci yüzyılın başında Osmanlı toplumunun ve İslam dünyasının dertleri, meseleleri, sıkıntıları gerçekçi bir açıdan şiirlerine yansır. Bunları yansıtmakla kalmaz, hal çarelerini de gösterir. O kendini milletine, inancına adamıştır, vazife aşkıyla ve sorumluluk şuuruyla hareket ederek eserlerini vermiştir."
 
blankDoğan, fikirle şiiri bir arada yürütmenin zor bir çaba olduğunu, buna rağmen Ersoy'un büyük şiir kabiliyeti, dil ustalığı ve okuyanı etkileyen üslubu ile bunu bertaraf ettiğini vurgulayarak, "Mehmed Akif, 20. yüzyılın başında imanının, düşüncesinin ve milletinin hizmetine verdiği şiiriyle yeni bir yolun açıcısı olmuştur. Kendisinden sonra gelen sosyal konuları işleyen şairlerin, Yahya Kemal, Nazım Hikmet ve Necip Fazıl dahil ona çok şey borçlu olduğu görüşündeyiz." dedi.
 
2021, İstiklal Marşı'nın TBMM tarafından milli marş olarak kabulünün 100'ncü yıl dönümü
 
Ersoy'un ruh ve düşünce arka planının, milletin kimlik yapıcı unsurlarıyla benzeştiğini vurgulayan Doğan, onun iman-medeniyet-hayat görüşü bütünlüğünün, Türk milletinin varoluş bütünlüğünü ifade ettiğinin altını çizdi.
 
Doğan, Ersoy'un davasını yaşatmak isterken milletini yaşatmak istediğini, bu ömürde hüzünler ve kırılışlar gibi sevinçlerin ve haykırışların da yaşandığını belirtti:
 
"2021, İstiklal Marşımızın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milli marş olarak kabulünün 100. yıl dönümüdür. İstiklal Marşı'nın kabulünün 100. yılı, İstiklal Marşı şairi Mehmed Akif'in vefatının 85. yıl dönümü ile birleşmektedir. Bu vesileyle Ocak 2021'de başlayıp 27 Aralık'a kadar sürecek, etkili ve kalıcı faaliyetler yapılması için TYB Vakfı Mehmed Akif Ersoy Araştırmaları Merkezi çok kapsamlı bir program hazırladı. Gönüllü kuruluşların faaliyetleri yanında, resmî kurumların faaliyetleri de 100. yılı hatırda kalan bir sene haline getirecektir."
 
Mehmed Akif Ersoy; Fatih'te 20 Aralık 1873'te dünyaya geldi. İlk öğrenimine Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebi'nde başladı, 1882'de Fatih Merkez Rüştiyesi'nde orta öğrenimine devam etti. Babasından Arapça dersi aldı. Fatih Camisi'nde Farsça derslerini takip etti. Rüştiyedeki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızca dillerinde sürekli birinci oldu.
 
Rüştiye yıllarında şiire merak duymaya başladı ve şiir kitaplarına yöneldi. Okuduğu ilk manzum eser ise Fuzuli'nin Leyla ve Mecnun’u oldu.
 
Rüştiyeyi bitirdikten sonra 1885'te dönemin gözde okullarından Mülkiye İdadisi'ne kaydoldu. Babasını 1888'de kaybeden Mehmed Akif’in ailesi, ertesi yıl büyük Fatih yangınında evlerinin yanmasıyla yoksulluğa düştü.
 
Usta şair, öncelikle meslek sahibi olmak ve yatılı okulda okumak istediği için Mülkiye İdadisi'ni bıraktı. Yeni açılan veteriner yüksekokulunda Ziraat ve Baytar Mektebi’ne başladı. 1893'te mektebin baytarlık bölümünü birincilikle bitirdi.
 
Okul yıllarında spora da ilgi gösterdi. Başta güreş ve yüzücülük olmak üzere uzun yürüyüş, koşma ve gülle atma yarışlarına katıldı.
 
Mehmed Akif’in şiire olan ilgisi, okulun son iki yılında giderek artarken, çeşitli gazete ve dergilerde şiirleri yayımlandı, bilinen ilk matbu eseri ise "Hazine-i Fünun" mecmuasında 1893'te yayımlanan bir gazel oldu.
 
"Tophane-i Amire" veznedarı Mehmet Emin Bey'in kızı İsmet Hanım'la 1898'de evlenen ve 3 kız, 3 erkek çocuğu olan Akif’in oğullarından biri, henüz 1,5 yaşındayken vefat etti.
 
Şiir yazarak ve öğretmenlik yaparak edebiyat alanındaki çalışmalarına devam etti. Neşriyat alemine girişi, daha çok 1908'de İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla başladı.
 
Akif, arkadaşları Eşref Edip ve Ebül'ula Mardin tarafından çıkarılan ve ilk sayısı 27 Ağustos 1908'de yayımlanan "Sırat-ı Müstakim" dergisinin başyazarı oldu.
 
Şiirlerini 7 kitaptan oluşan "Safahat" adlı eserinde topladı. 1911'de yazdığı ilk bölümde Osmanlı toplumunun meşrutiyet dönemini, 1912'de yazdığı "Süleymaniye Kürsüsünde" adlı ikinci kitapta da Osmanlı aydınlarını anlattı. "Halkın Sesleri" adlı üçüncü bölümü 1913'te kaleme aldı. "Fatih Kürsüsünde" adlı bölümü ise 1914'te yazdı.
 
1917 tarihli "Hatıralar" ile I. Dünya Savaşı hakkında görüşlerinin yer aldığı 1924 tarihli "Asım’ın ardından 7. bölüm olan Gölgeler’i 1933'te tamamladı.
 
Yoğun ısrarlar sonucu Kur'an-ı Kerim'i Türkçe‘ye tercüme etmeyi kabul eden Akif, 6-7 sene üzerinde çalışmasına rağmen sonuçtan memnun kalmayarak imzaladığı anlaşmayı feshetti.
 
Mehmed Akif, İstiklal Marşı’nı Türk milletine armağan ettiği için Safahat eserine koymadı.
 
Vefatının ardından "Safahat" eseri Ömer Ziya Doğrul ve M. Ertuğrul Düzdağ tarafından yeniden basıldı. "Kur'an'dan Ayet ve Hadisler" ile "Mehmed Akif’in Makaleleri" adlı çalışmaları da hayatını kaybettikten sonra okuyucuyla buluştu.
 
Burdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisi'ne seçilen Akif, 1921'de Ankara Taceddin Dergâhı’na yerleşti.
 
İstiklal Marşı yarışmasına 500 lira ödül verileceği için katılmayan şair, Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey'in ricası ve arkadaşı Hasan Basri Bey'in teşvikiyle ikna olarak yazmaya başladı.
 
Mehmed Akif’in İstiklal Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hakimiyet-i Milliye'de yayımlandı. Hamdullah Suphi Bey tarafından Meclis'te okunup ayakta dinlenen İstiklal Marşı, 12 Mart 1921'de "Milli Marş" olarak kabul edildi. Akif, ödül olarak verilen 500 lirayı hayır kurumuna bağışladı.
 
Kurtuluş Savaşı ve zafer sonrası uzunca bir süre Mısır'da yaşayan ve orada Türkçe dersleri veren usta şair, 17 Haziran 1936'da tedavi için İstanbul'a döndü.
 
Mısır'dan hasta ve yorgun olarak dönen Akif, hayatını kaybettiği 27 Aralık 1936'ya kadar Abbas Halim Paşa'ya ait Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı'nın dördüncü katındaki dairede kaldı.
 
İstiklal Şairi Mehmed Akif’in her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret edilen kabri Edirnekapı Şehitliği'nde bulunuyor.
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir