blank

İç Sesime Dublör

beyza-hilal-nur

BEYZA HİLAL NUR DİNDAR
İç Sesime Dublör
 
Biz diye başlayan bütün cümleleri yırtıp gidiyordu
Valizinden damlayan anılar ve hatırasal fotoğraflar
Albümlerinden sökülmüş…
Bir yalnızlık fonu çalıyordu ardımızda
Bir susuyorduk…
Mücella dedim ne kadar zormuş
Sigarasını yakıp bana baktı
Çay koyalım gitsin.
 
Şiir yazamıyordum sanki sözcüklerimi söküp gitmişti. Doğum sancısı çeker gibiydim o esnada. Kapı zili çalıyordu kafamda misafir ağırlıyordum. İkramlarda bulunuyordum kimi kalbimi alıp gidiyordu kimi aklımı. Ardımdan deli diyen oluyordu ben de memnun oldum diyordum karşılığında.
 
Akşam haberleri birer kabusa dönüşmüştü. Hep bir cinayet filmi oluyordu spikerin anlattıkları. Mola yerinde burnunda konuşan ‘’sayın yolcularımız mola saatiniz dolmuştur’’ cümlesinden farksızdı dinlediğim cenaze salaları. Çok da umurumda diyordum ama bal gibi de umurumdaydı. Hatta umurumdan daha da fazlasıydı.
 
İzinsiz eylemlere katılma gerekçelerim bir kelepçeye sığmıyordu. Gece vardiyasında lambaları yakıp söndüren polislere inat kimliksiz dolaşıyordum geceleri sokakta. Haytalık ediyordum aklım sıra. Annem her evden çıkışımda tembihler ‘’bak kızım muhalif takılma oku Fatiha’nı geç devlet kapısı önünden’’ ben anneme derdim hep ‘’bir barış güvercini de devlet kuşu olsa?’’.
 
Sokağa çıkma yasağı mı varmış bu devirde dediğim gün sokağa çıkma yasağı oldu. Açmadım bir daha ağzımı. Hay ağzımı öpeyim başka bir şey desem makbul olurmuş meğer. Makbule geçerdi. Bizim komşu kızı Makbule de hep geçerdi gönlümden. İyi kızdı keşke evlenebilseydi. Mahallede evde kalmış kız sendromuna girmeden belki memur olup gitseydi. Sevinirdim.
 
Asker yolu gözlemedim mesela hiç. Vicdani reddimle asker yolu bile gözlemedim. Gözlemeleri sevmiştim patatesli falan. Ben zaten şairin de patatesli gözleme sevenini severim.
 
Mevsimler gelip geçiyordu. Mücella’nın babasının tayini çıkmıştı. Lojman kapısında bekliyordum bir ev nasıl taşınırı görmek için. Taşınmak için çok şeye ihtiyaç da yoktu. Koliler ve bavullar yeterliydi. Ve ışınlanmayı icat edememişti henüz İsveçli bilim adamları kızardım ben de… Uzaya çıkan adam neden bulamasın ki bir ışınlanmayı… Elinize yapışmaz ya bir el atın abilerim şu işe.
 
Saraylar saraylar saraylar… Ne çok saray var bu memlekette.  Bilet alıp giriyoruz içine. Dünya yalan dünya ise Heydar Baba nedir bu yalan dünya üzerinde saraylar. Beyaz saray, Topkapı sarayı, Dolmabahçe sarayı, Yıldız sarayı, Simit sarayı, kalbimin sarayı abi şuradan bir Aksaray uzatır mısın ? İnecek var!
 
Ben hep söylenecek şeyleri söylemem söylenecek yerde. Hep susarım o an. İçimden bir ansiklopedi dolusu cümleler gelip geçer aşırı hızdan okunmazlar. Aklım sıyrılır gider ellerimden tutamam. İç sesime dublör bulsalar. Ya da söyleyeceklerime bir de alt yazı geçseler. Konuşabilirim belki.
 
Mücella bir gelsene bize. Ben yine ağlayacağım. En iyi sen dinlersin.
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir