Allah Sevdiğinin Kalbine Kurar Yuvasını

MUSTAFA ORAL
Allah Sevdiğinin Kalbine Kurar Yuvasını
 
Sevenler sevdiklerinin ismiyle hayatlanır, hayata bağlanır. Dua kalplere iyi gelir, kırık gönülleri onarır. İnsan ihtiyacını, bildiğinden, güvendiğinden ve gücü yetenden ister. Sonsuza uzanan arzularını gerçekleştirecek ancak Allah’tır. O’nu bilmek, eserlerini, isimlerini, sıfatlarını, şuunlarını ve Zatını bilmekle, dolayısıyla kudretini idrak etmekle mümkündür.
 
En güzel isimler insanı ve kâinatı yaratan Allah’a aittir. Varlık O’nun öğrettiği dil ile zikreder. En güzel dualar O’nun isimleriyle göklerde karşılık bulur. O’nun isimleriyle yapılan dualarla arzular gerçek olur. O, aşkla dua edenlere en güzel isimleriyle karşılık verir. Değil mi ki, O şefkatli, merhametli ve muhabbetli olan, sevdiklerinin kalbine sevgisini ilka eden, kalbi kırık gönülleri çok seven ve onlarca çok sevilen, onları rahmet ve rızasına erdiren, sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya yegâne lâyık, sevgi ve dostluk hissini yaratan Vedud’dur.  
 
O, sevdiklerinin tabibi ve habibidir (sevgili). Dualarla varılır kapısına, dualarla çıkılır kulluğun arşına. Aşk ile Allah’a iman edilir,  imanıbillah eşiğine erilir. Ancak aşkla iman edenler O’nu gerçek anlamıyla bilebilir,  ancak o zaman marifetullah (Allah’ı bilmek)  ufku idrak edilir. Gönülden inanan ve bilen daha çok sever, marifetullahtan muhabbetullah (Allah’ı sevmek) makamına geçer. Muhabbette aşk, coşku, huşu ve nihayet insanı sonsuz huzu ve huzura erdiren ruhani lezzet vardır.
 
Muhabbetten yaratılmıştır onsekizbin âlem. Muhabbetten yaratılmıştır onsekizbin âlemin Muhammed Mustafa’sı (sav). O (sav) duasıyla bütün varlıkların üzerine çıkmış, iki cihanın efendisi olmuş, habibullah  (Allah’ın sevgilisi) otağına taht kurmuştur.  Aşk ve duayla Rabbine yaklaşmış, şefkat ve rahmetle karşılık bulmuş, âlemlere rahmet olmuştur. Gözyaşı aşkla kavrulan gönlün yasıdır. Seven (sav) sevdiğine (Allah) aşkla yaslanır. Sevdiği rahmet ve şefkatiyle Seveninin (sav) gönlündeki gamı ve yası alır. Birer eşi Nil, Dicle ve Fırat ırmaklarına akan gözyaşlarını gönlüne damlatır. O damlayla derya olur gönüller. Ah ki Hz. Muhammed (sav) böyle bir muhabbet deryasıdır.
 
Âşıklar, sözün kapısı, dilin deryasıdır. Söz iyileştirir, hayat verir. Aşk ile ruhlar menziline çekilir, kendinde geçer, karşı yakaya, Rabbinin tarafına geçer. Âlemlere rahmet Hz. Muhammed (sav) bir Ramazan ayında Hira mağarasına çekilir. Ruhu günlerce med-cezir yaşar. Denizler gibi gâh dağlara yürür; gâh geldiği yere, ebedi menzili ruhuna çekilir. Göklerin kapısında, içindeki dalgaların dinmesini, varlığının demini bulmasını bekler.
 
Dalgalı bir denizin ortasında yağmura ve fırtınaya tutulmuş,  tekneciği battı batacak, üstelik küreği de kırılmış bir yürecikten içten içe, dalga dalga kulluğun kıyılarına vuran sesi Rabbi işitir, dalgaları dindirir, yağmuru sindirir, sahil-i selamete erdirir. Sen sandalı andıran tahta kulübeciğinde kulluğuna sığındın da Rabbin kapıyı açmadı mı, dalgaları durdurmadı mı, seni sahil-i selamete vardırmadı mı, yanına aldırmadı mı…   
 
Muhabbetin menzili, içli içli yağan yağmurun mağarası Hz. Mustafa (sav) o gece, Hira’da denizin ortasında tekneciği batma tehlikesi geçiren yürecikten çok daha derin dualara durur. Duaları Rabbinin kapısına şerha şerha vurur. Nihayet varlık yerli yerine oturur, dualar karşılığını bulur. Kâinatlara değişilmez o an gelir: Kadir gecesi. Gecenin karanlığında, duaların aydınlığında ebedi aşkın sözleri Kur’an kandili dolar. Sonra damla damla semaya, oradan Hz. Mustafa’nın (sav) yüreciğine, oradan Hira mağarasına, oradan da dünya mağarasına ağmaya başlar. Rahmet coştukça coşar, alır başını gider. Yağmurlar iğri iğri düşer toprağa, gözyaşları yağmur yağmur iner ruhlara.  Kırkbin yıldır kuruyan toprak suya kanar.  Kırk yıldır aşkla kavrulan Toprak (sav) suya kavuşur. Kırk yıldır dalgalanıp duran aşk kıvamını bulur.  
 
Kadrini bilen için her gece Kadir, her gelen Hızır’dır. Her geceyi kadir, her geleni Hızır bil.  Hz. Muhabbet (sav) Hira’da yapayalnız, insanlardan, varlıktan, hatta Rabbinin ona en güzel armağanı habibi Hz. Hatice’sinden (ra) ve evlatlarından uzakta sözün arşına, ruhunun miracına varır. Allah gayyurdur, sevdiklerini kıskanır. Onunla baş başa kalmak için onu dünyadan, dünyayı ondan soğutur, sevdiklerinden ayrı düşürür, kendi yalnızlığına çeker. Gâh dağlar içindeki ıpıssız mağaralara, gâh şehirlerin ortasındaki hapishanelere, gâh insanların içindeki tecrithanelere çeker. İnsandan, dünyadan soyar, soyutlar; kendinden elbiseler, sözler biçer. Geceyi ve seccadeyi saklı bir liman kılar. Sevdiğini dünya kirinden arındırmak, hayatın hayhuyundan korumak için dergâhına çağırır. O kırık kalpleri kendine menzil ve sığınak yapmıştır. At içindeki şu kırık kalp havalarını, çal şu aralanmış kapıyı. Dualara cevap veren Dai elbet seni de huzuruna alacaktır.
 
Allah sevdiğinin kalbine yuvasını kurar. Dünyalara sığmaz da sevdiğinin kalbine sığar. Onun kalbinde saklar sırlarını. Kalbin binlerce kapısı vardır. Girişine Allah ismi nakşedilmiştir. Allah ile açılır kapılar. Sonra Vedud, Rahim diye diye binbir kapıya varılır. Her kapının ayrı bir güzelliği ve sırrı vardır. Her kapıda Allah sevdiğine, sevdiği Allah’a başka başka görünür. Bundandır ki her kapının ayrı duası vardır.  Kalpler ilahi isimlerle açılır. Allah ile açılır kalpler sonsuzluğa. Allah ile girilir kalplere. Zira O, bütün sevgilerin, muhabbetlerin, aşkların, şevklerin kapısıdır. Hastalıklar, sıkıntılar, musibetler, eziyetler, çileler O’ndandır; şifası da yine O’nda olacaktır. O seni kendine yaklaştırmak ve alıştırmak için bunları vermiştir. O halde ilahi isimlerin izinde kulluk yolculuğuna çık. Rahman, Rahim ve Şafi olan Rabbine sığın.  O kendisine sığınanların hangisini kapıda bırakmıştır ki.  
 
Herkes ve her şey O’na muhtaçtır; O ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Şu mübarek gecede birileri kesesini doldurup kalbini boşaltırken, ağır bir ruh yoksulluğuna ve yorgunluğuna tutulurken, sen bütün varlığın sahibi, gücü kudreti sonsuz Rabbimizin kudretine dayan. Ya Rabbi “ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı / ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum / gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın / ben yaşamıyor gibi yaşamıyor gibi yaşıyorum” de, kapının açılmasını, huzura alınmayı bekle.
 
Bizi yaratan, seven, şefkat ve merhamet gösteren, besleyen, görüp gözeten O’dur. Dertlerimizin devası, kalplerimizin şifasıdır. Kadir gecesi, kalp kandillerinin aşk, dua, tefekkür ve zikirle tutuşturulduğu, kulun kendine ve Rabbine adım adım yaklaştığı bereketli gecedir.  Haklısın, hayat istediğin gibi gitmiyor; bundan dolayı Rabbinden uzak düşüyor, gün geçtikçe soğuyorsun.  Bırak artık kırgınlığı. Aşkla yaklaş Rabbine. Ballar balını buldum, kovanım yağma olsun, de. De ki, bu Kadir gecesinde belki kalp kovanın tekrar doldurulur, dünya sana da güler.  
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir