Tokyo Film Festivali Ödülleri Verildi

Büyük Ödül
Buğday Filmine
 
Tokyo Film Festivali
Ödülleri Verildi
 
Tokyo Uluslararası Film Festivali'nde büyük ödülü "Buğday" filmiyle Semih Kaplanoğlu aldı.
 
Roppongi Ex Theater'da düzenlenen festivalin kapanış töreninde ödüller sahiplerini buldu.
 
Semih Kaplanoğlu'nun Buğday filmi 15 film arasından seçilerek büyük ödülün sahibi oldu.
 
Yönetmen Kaplanoğlu, ödülünü aldıktan sonra yaptığı konuşmada, filmin yapımının 5 yıl sürdüğünü belirterek, emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına teşekkürlerini sundu.
 
Kaplanoğlu, "Her yaşadığımız an dünyada bir zarara sebep oluyor. Aşırı tüketim, aşırı kapitalizm… Lütfen hayatımıza ve insanlığa değer verelim. Nereden gelip nereye doğru gittiğimizi kavrayalım ve anlayalım. Ben bir yönetmen olarak toprağa, tohumlara, yaradılışa saygı olarak bu filmi yapmaya çalıştım. Allah bana bu filmi yapmayı nasip etti. Çok teşekkür ederim." ifadelerini kullandı.
 
En İyi Senaryo Ödülünün "Euthanizer" filmine verildiği festivalde, İzleyici Ödülünün sahibi ise Japon "Tremble All You Want" adlı film oldu.
 
En İyi Sanatsal Katkı Ödülü "The Looming Storm" filminin yönetmeni Dong Yue’ye giderken, En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü "The Looming Storm" filmindeki performansıyla Duan Yihong, En İyi Kadın Oyuncu Ödülünü "Maryline" filmindeki rolüyle Adeline D’hermy aldı.
 
Özel jüri ödülü de "Crater" filminin yönetmenleri Silvia Luzi ve Luca Bellino’ya verildi.
 
Festivalde "Asya’nın Geleceği" kategorisinde ise Akia Fujimoto’nun yönettiği ve Myanmarlı mültecileri anlatan "Passage of Life" filmi ödülün sahibi oldu.
 
“İnsan olmak kendinin farkında olmak demektir”
 
Yönetmen Semih KaplanoğluTokyo Uluslararası Film Festivali’nde büyük ödülü kazanan filmi “Buğday’ı "Bu benim için zaman ve mekanda bir insanın, insan olma yolculuğu çünkü insan olmak demek benim için küreden zerreye bütün kainatın ve kendinin farkında olmak demektir. Filmde bu yola çıkmış birini anlatıyorum." sözleriyle tanımladı.
 
Kaplanoğlu, büyük ödülü kazanmasının ardından, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Daha önce Japonya'da "Yusuf'un Üçlemesi"nin dağıtımının yapıldığını ancak kendisinin o dönemde buraya gelemediğini anlatan Kaplanoğlu, Asya'nın en büyük festivali olması nedeniyle Tokyo Uluslararası Film Festivali'nin bir parçası durumunda bulunmanın onur verici olduğunu söyledi.
 
Filmi bilim kurgu olarak değerlendirmediğini dile getiren Kaplanoğlu, "Bu benim için zaman ve mekanda bir insanın, insan olma yolculuğu çünkü insan olmak demek benim için küreden zerreye bütün kainatın ve kendinin farkında olmak demektir. Filmde bu yola çıkmış birini anlatıyorum." diye konuştu.
 
"Farklı mekânları birleştirmek için siyah beyazı kullandım"
 
Şimdiki zamanın kendi kültüründe hem geçmişi hem de geleceği temsil ettiğini ve ihtimallerin çok bulunduğu bir an olduğunu ifade eden Kaplanoğlu, "Bu film de böyle kuruldu çünkü medeniyetin en zengin olduğu yerle en fakir olduğu yer arasında nerdeyse bir santim bile kalmadı." dedi. Kaplanoğlu, zenginle fakir aynı dünyada olsa da bir arada yaşama anında aralarında büyük mesafeler bulunduğunun zannedildiğini vurguladı.
 
Bir soru üzerine, filmde Kur'an-ı Kerim'deki bir kıssayı kullandığını belirten Kaplanoğlu, şöyle devam etti:
 
"Benim içinde büyüdüğüm kültürün yani İslam'ın inandığı Kur'an-ı Kerim'deki bir kıssayı aldım ama bu hikâye sadece Kur'an'da geçmez aynı zamanda diğer kitaplarda da biraz farklılıklar içermekle beraber geçen bir kıssa. Ayrıca tasavvuf geleneğimizin bu hikâyeyi yorumlayışı var ve o yorumlayışın da iz düşümlerini bu filmde değerlendirmeye çalıştım. Bu şekilde aslında bizim dünyamızın, hayatımızın ve köklerimizin dünyanın şu anki bakışını anlamayı da içeriyor bu film. Bütün geleneklerin hepsinin bir kaynaktan doğduğunu düşünüyorum ve bu anlamda kuruyorum perspektifimi."
 
Filmde iki ayrı dünya, iki ayrı karakter, duvarlar ve sınırlar olduğunu anlatan Kaplanoğlu, filmdeki farklı bütün mekânları birleştirmek ve aralarındaki izi yok etmek için görsellik olarak siyah beyazı tercih ettiğini bildirdi.
 
"Buğday"ın bir eğlence filmi olmaktan ziyade hakikati anlatan bir nitelik taşıdığını söyleyen Kaplanoğlu, "Sorunumuz zaten iklim değişimi, mülteci sorunu, genetik modifikasyon. Bütün bunlar gerçek ama esas gerçek insan. İnsan ne yapıyor? Biz eğer insanın özü hakkında düşünmezsek bu sorunların çok daha fazla artacağını düşünüyorum." şeklinde konuştu.
 
Buğday(Grain) filmi, Türkiye'de 24 Kasım'da vizyona girecek
 
Çekimleri Amerika, Almanya ve Türkiye'de geçen Buğday filminin başrollerinde Jean-Marc Barr’in yanı sıra Ermin Bravo, Grigory Dobrygin ve Cristina Flutur yer alıyor.
 
Yapımı 5 yıl süren ve İngilizce çekilen film, dünya prömiyerini oyuncuların da katılımıyla 12 Ağustos'ta, 23. Saraybosna Film Festivali'nde yaptı.
 
'Bal', 'Süt' ve 'Yumurta' üçlemesinin yönetmeni Semih Kaplanoğlu’nun, çekimleri ABD, Almanya ve Türkiye’de gerçekleştirilen 'Buğday(Grain)' filminin görüntü yönetmenliğini ise Giles Nuttgens üstleniyor.
 
Türkiye, Almanya, Fransa, İsveç ve Katar ortak yapımı film, Türkiye'den Başbakanlık Tanıtma Fonu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü desteği, TRT ve Galata Film ortaklığıyla çekildi.
 
Filmin Konusu:
 
Belirsiz yakın gelecekte iki adam… 
Parlak bir kariyeri ve bildiği her şeyi terk eden bilim insanı Cemil Akman ile tohum genetiği uzmanı Prof. Suat Erin, girilmesi yasak olan “ölü topraklar”da ne ekiyor? 
 
Buğday(Grain) filmi, Türkiye'de 24 Kasım'da vizyona girecek.
 
 
 

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir