Muhsi İsm-i Şerifi

MEHMET ALİ BAL
Muhsi İsm-i Şerifi
 
Muhsî İsmi öz olarak "Sonsuz ilmi ile her şeyi kuşatan, yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen, her yapılanı bir bir sayan" manasında bir isimdir. Allah (cc) kâinatta her ne varsa hepsinin sayılarını, ilişkilerini bütün ayrıntısıyla bilir.
 
“Yerde yürüyen ne kadar canlı varsa, hepsinin rızkı ancak Allah’a aittir. Onların dünyadaki meskenlerini de bilir, yumurtalıklardaki yerlerini de… Bunların hepsi Levh-i Mahfuz’da yazılıdır” (Hud/ 6) ayetinden anlaşıldığı üzere burada Muhsi İsm-i Şerifi zikredilen canlıların, rızıklarının, meskenlerinin, yumurtalıklardaki yerlerinin, hepsinin tescili ve kayıt altında olması bildirilmiştir. Vakıa bu kayıtlı olma hali Esma-ül Hüsna’nın Evvel, Ahir, Zahir ve Batın İsimlerinin tecellileri gereği öncesi ve sonrası itibarıyla sınırsız ve dış ve iç keyfiyetleri bakımından tam olarak gerçekleştirilmiştir. Bunu şehadet ve gayb alemleri gibi farklı alemlerin örtüşmesi de tamamlar.
 
“Yemin olsun ki, Allah hepsini kuşatmış, sayılarını ve işlerini bilmiştir” (Meryem/ 94) Bu ayette  أَحْصَاهُمْ ve وَعَدَّهُمْ عَدًّا (Ehsa “İşlerini bildi” ve adde “Sayılarını saydı”) kelimeleri kullanılmıştır. Bir yerde geçen ifade ne güzeldir? “İlim malumata izafe edildiği zaman malumatı kuşatmak ve onu saymak hiç şüphe yok ki “İhsa” adını alır. Mutlak ilmi ile her şeyi ihata eden ve her şeyin sayısını bilip, eksiksiz tastamam sayabilendir” (gizliilimler.org sitesi, “Muhsi” Maddesi). 
 
“(O azabın geleceği) gün Allah onların hepsini diriltip kabirlerinden çıkaracak ve (Dünyada iken) işlediklerini kendilerine bildirip, onları sorguya çekecektir. Kendileri unutmuş da olsalar, Allah, onların yaptıklarını tek tek kaydettirmiştir. Allah, her şey üzerinde hakkıyla şâhittir” (Mücadile/ 6). Muhsi İsminin ilim, tescil (Kayıt) ve Şahitlik manalarıyla yakınlığını görmekteyiz. Muhyi isminin tecellileri de Muhsi İsminin tecelli ve tezahürlerinin iskeleti üzere bahşedilmektedir.
 
“Gerçekten biz, ölüleri diriltiriz; (Ölümlerinden önce iyi ve kötü) ileri gönderdikleri amelleri ve (öldükten sonra) geri bıraktıkları (İyi ve kötü) eserleri yazarız. Biz her şeyi İmam-ı Mübîn’de (Levh-i Mahfûz’da) yazıp saymışızdır” (Yasin/ 12). Muhsi İsmi hem evvelinden tescil hem de ahirinde bir hesaba müsteniden kayıtların tutulması manasındadır.
 
Nitekim İbn-ül Cevzi “İhsa” kelimesini bu İlahi Kaynaktan gelen hitapları da dikkate alarak olsa gerek “siyak ve sibakı itibarıyla “Zaptedip belirlemek, yazıp kaydetmek, güç yetirmek, saymak, bilmek” manalarıyla teçhiz etmektedir. Bir başka alim Halimi Allah’ın (cc) her şeyi tek tek saymasını “Miktarı olan, peş peşe olup biten ve sürekli biçimde konuları değişen nesne ve olayların yaratıklar tarafından bilinememesi gibi bir aczin O’ndan (cc) nefyedilmesi” manasına almaktadır. Abdülkahir El Bağdadi ise “Muhsi İsminde “Bilme ve güç yetirme” manalarının da uygun olacağını kaydetmiştir”(TDV İslam Ansiklopedisi).   
 
Buraya kadar yer alan bilgilerden anlayabildiğimiz kadarıyla (Ki doğrusunu ancak Allah (cc) bilir) Allah’ın (cc) zati isimleri içinde yer alan Muhsi İsm-i Celili Alim, Latif, Muhit, Kadir, Hakem, Bari, Musavvir, Muktedir, Şehid, Halik, Muhyi, Hayy, Kayyum, Zahir, Batın, vb. “Esma-ül Şerife’nin” vezin, mizan, hesap ve hendese zeminidir ve bu esma ile ilişkilidir. Bu isimlerle birlikte Esma-ül Hüsna semasının bir takım yıldızı kümesi oluşturmaktadırlar adeta.
 
Esma-ül Hüsna’nın tek tek tetkik ve tetebbuunda ortaya çıkan diğer mana “Her ismin asıl anlamı yanında başka yardımcı ve alakalı anlamlar” içerdiğidir. Alim isminde kudret; Kadir isminde ilim ve hikmet gizli olması gibi… İhsa manaları arasında “Bilme, güç yetirme ihata etme” gibi her mana diğerini telazum etmektedir. Eski ifadesiyle bu isimlerin manaları “Lazım-ı gayrı mufarıktır”. Muhsi İsmi, Alim İsmine; Alim İsmi Kadir ve Hakim İsmine; bütün bu isimler de bizleri Tevhid-i Rububiyete götürmektedir.
Allah’ın (cc) tasarruf ve yaratmasında boşluk, manasızlık, başıboşluk, eksiklik, kusur, vb. yoktur, mümteni’dir. Nitekim Rahman Suresinin başlangıç ayetlerindeki İlahi Hitap ve davette adeta vücup derecesinde “Hesap ve mizana” vurgu yapılmaktadıır:
 
“5/ Güneş de ay da bir hesab iledir. 6/ Bitkiler ve ağaçlar secde etmektedirler. 7/ Göğü yükseltti ve mizanı koydu. 8/Sakın tartıda taşkınlık etmeyin. 9/ Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın. 10/(Allah) yeri mahlûkat için (aşağıya) koydu. 11/ Orada meyvalar ve salkımlı hurma ağaçları vardır. 12/Yapraklı taneler ve hoş kokulu bitkiler vardır. 13/ Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? “ (Rahman/ 5-13). Yaratmanın başlangıcından itibaren Muhsi İsminin tecelli ve tezahürleri sayılmakta; vezin, mizan ve adaletin “İhsa” keyfiyetine dayandığı buyurulmakta; nihayetinde de tevhit hakikati ve Tevhid-i Rububiyet güzel mi güzel bir ifade ile ilan edilmektedir.  
 
Bazı eski eserlerde Muhsi İsminin belli sayıda zikredilmesi, içilecek suya karıştırılması, vb. hususların zihin açıklığı, idrak ve hızlı anlama vesilesi olacağı; gabavet illetinden kurtulmaya yol açacağının belirtilmiş olmasının “Aslı ile alakadar oluyoruz”. Muhsi İsm-i Şerifine dikkat, idrak, tecessüs, tefekkür ve tezekkür muhakkak ki, Müslümanların sadece manevi hayatlarında değil, zihni hayatlarında da inkişaf ve terakkilere mazhariyeti netice verecektir inşallah.
 
Bir iç deneyimimi paylaşmak istiyorum. Esma-ül Hüsna arasında bir tercih meselesi yoktur ve olamaz. Ancak zamanı ve sıralaması açısından epey sonra dikkatimi çeken isimlerden biridir Muhsi İsm-i Şerifi. Bunda beşeri idrakimin yetersizliği ve sınırlılığı (Her şeyi bir anda değil, bir tanzim ile bilgi meratibi şeklinde öğrenme keyfiyeti) elbette amildir. Ancak, bunun yanında bu halin işaret ettiği bir hakikat vardır ki, bu da son yüzyıllardan beri Müslümanların Dünyasının ”Muhsi İsminin içerdiği yüksek ilim, fen, tefekkür ve idrak manalarından” uzak ve hatta mahrum oluşudur. Muhsi İsminin içinde yer aldığı Esma grubunun hakiki manaları, birbirleriyle irtibatları hem meçhulümüz hem de adem-i merakımız ve iştiyakımızın kör kuyularında gaiptir. Hâlbuki zamanımızın yüksek teknolojik gelişmeleri ve bilimsel ilerlemelerin temelinde Muhsi İsminin tecelli ve tezahürleri vardır. Allah ruh, kalp ve akıllarımızı Esmanın hakikatine açsın. Âmin.
 
İhsa keyfiyetini ve Muhsi isminin hakikatini akıllara yakınlaştırmak istersek küçük ve büyük evrenlere bakmak yeterli olacaktır. Mesela büyük evrene şöyle bir bakarsak Hubble Uzay teleskobunun bazı gözlemevlerinin tespitlerine göre evrendeki galaksi sayısı 10 kat artmıştır. Bu şu demektir klasik bilgimizdeki galaksi sayısı 100 milyar kabul edilmekteydi. Bu durumda 1 trilyon galaksi olduğu hesaplanmıştır. Ancak klasik bilgimizdeki sayı 170 milyar ile 200 milyar sayısı arasında da kabul edilmekteydi bazı merkezler tarafından, bu durumda evrendeki galaksi sayısı 2 trilyona ulaşmaktadır. Evrenin son dönem yapılan yeni matematiksel ve fiziksel hesaplamalarına göre çapı 27 milyar ışık yılıdır. Ve evren sürekli genişlemektedir. Yeni galaksiler ortaya çıkmaktadır. Mesela Samanyolu galaksimizin 3 (Üç) milyar yıl sonra komşumuz Andromeda galaksisi ile çarpışacağı ve yeni bir yıldız doğum sürecini başlatacağı bilimsel olarak tahmin edilmektedir.
 
Samanyolu galaksimizde, yine matematikse hesaplamalar neticesi, güneş benzeri 200 milyar yıldızın bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu devasa galaksiler içlerindeki devasa yıldızlar, gezegenler ve meteor parçalarıyla korkunç bir hızla olağanüstü hız, kütle, çekim hesaplamalarıyla aklımızın erişemeyeceği mesafe ve şekillerde birbiri içinden geçmekte, birbiri etrafında dönmekte, sona ermeyen bir kozmik kar yağışı gibi hareket edip durmaktadırlar. Allah (cc) hepsinin sayısını, keyfiyetlerini, ilişkilerini, bilmektedir ve saymaktadır; kudretiyle teshir ve tasrif etmektedir. Sadece Samanyolu galaksimizdeki yıldız sayısı 100 milyar, 400 milyar hatta 1 trilyon gibi tahminlerle ifade edilebilmektedir. Samanyolu Galaksimizin emsalleri arasında çok daha büyükleri de vardır.
 
Muhsi İsm-i Şerifinin makro-kozmostaki tecellilerini tefekkür edebiliyor muyuz? Allah (cc)  “Bitkiler ve ağaçlar secde etmektedirler” (Rahman/ 6) buyurduğu için dikkatimizi dünyamıza hatta dünyamızın küçük bir parçasına, hatta bir insan ve hatta insanın en küçük yapıtaşına dikkatlerimizi davet etmek istiyorum. Mesela vücudumuzda 100 trilyon hücre bulunmaktadır. Her saniyede 50 milyon hücre yenilenmektedir (Külle Hüve fi şe’n “O, her an yaratma halindedir” hakikati –Rahman/29). Bu hücrelerin oluşumunu açıklayabilecek herhangi bir icat yapılamamıştır. Her hücrede ise 46 kromozom vardır. Bu sayılar devasa varlıklar şeklinde yaratmalar, yenilemeler sayma konusundaki aczimizi Muhsi ism-i şerifine müracaatı mecbur kılmaktadır. Vakıa Sadi bu devasa sayı bloklarına hiç girmemiş, hikmetle “Her iki nefes arası şükür vaciptir” deyip geçmiştir.
Diğer yandan Okyanuslardaki su damlacıklarını, çöllerdeki kum taneciklerini hesaplamamız mümkün müdür? Hâlbuki Allah (cc) nefeslerimiz ve bütün canlıların nefesleri adedince hesaplarımızı bilmekte, hükmetmekte ve kaydettirmektedir.
 
Ey ilmi, kudreti, hikmeti ve ihsası ile Mutlak İlahımız, Rabbimiz! Muhsi İsm-i Şerifinin tecelli ve tezahürleri adedince Zatının Birliğine ve Hazreti peygamberimizin senin kulun ve resulün olduğuna şehadet ediyoruz. Varlıkların adetleri ve canlıların nefesleri sayısınca seni takdis, tespih, tazim ve sana ibadet ediyoruz. İhsan ve merhametinle ibadet ve dualarımızı kabul buyur. Bizlerin ruhlarını ve kalplerini ve akıllarını tevhit hakikatini idrake mazhar kıl. Esmanın tecelli ve tezahürlerinin hakikatlerini de idrak ettirt. Bize eşyanın hakikatini künhüyle idrake muktedir kıl. Âmin…
 
 
ROTAP- banner-

BIR YORUM YAZIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir